<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın, Kadınca, Zayıflama, Diyet, Sağlık, Magazin, Moda, Yemek tarifleri, Makyaj</title>
	<atom:link href="http://www.kadinsal.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinsal.net</link>
	<description>www.kadinsal.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Hepatit Cde yeni aşı umudu</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/hepatit-cde-yeni-asi-umudu.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/hepatit-cde-yeni-asi-umudu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/hepatit-cde-yeni-asi-umudu.html</guid>
		<description><![CDATA[Hepatit C&#8217;de yeni aşı umuduİngiliz bilim insanları, Hepatit C virüsüne (HCV) karşı geliştirilen bir aşının ilk denemelerde ümit vaat eden sonuçlar verdiğini bildirdi.  Güncelleme: 11:16 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı ANKARA &#8211; Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan makaleye göre, yeni aşıda virüsün içinden antijenler, yani yapısal olmayan proteinler kullanıldı. Daha önceki HCV aşılarında daha çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/hepatititti.hlarge.jpg" alt="Hepatit Cde yeni aşı umudu" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Hepatit C&#8217;de yeni aşı umuduİngiliz bilim insanları, Hepatit C virüsüne (HCV) karşı geliştirilen bir aşının ilk denemelerde ümit vaat eden sonuçlar verdiğini bildirdi.    Güncelleme: 11:16 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı</p>
<p class="textBodyBlack">ANKARA &#8211; Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan makaleye göre, yeni aşıda virüsün içinden antijenler, yani yapısal olmayan proteinler kullanıldı. </p>
<p class="textBodyBlack">Daha önceki HCV aşılarında daha çok yüzey antijenleri kullanılmış, ancak virüs kendisini saran kabuğun yapısını sürekli değiştirdiği için aşılar fazla etkili olmamıştı. </p>
<p class="textBodyBlack">Yeni aşının uygulandığı deneklerde güçlü antikor geliştiği, koruyuculuğun en az bir yıl sürdüğü bildirildi. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">Bilim insanları, aşıyı daha geniş kitleler ve risk altındaki gruplar üzerinde deneyeceklerini açıkladı. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>HEPATİT C NASIL BULAŞIR?</strong></b><br />Dünyada 170 milyon Hepatit C hastası bulunduğu tahmin ediliyor. Karaciğeri vuran ciddi bir enfeksiyon hastalığı olan Hepatit C kan nakliyle tıraş bıçağı, manikür pedikür aletleri, tırnak makası, dövme, piercing, kulak delinmesi ve akupunktur gibi uygulamalarda steril olmayan aletlerin kullanımı ile bulaşabiliyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/hepatit-cde-yeni-asi-umudu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>90 kiloluk tümörden kurtuldu</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/90-kiloluk-tumorden-kurtuldu.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/90-kiloluk-tumorden-kurtuldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/90-kiloluk-tumorden-kurtuldu.html</guid>
		<description><![CDATA[90 kiloluk tümörden kurtulduVietnamlı Nguyen Duy Hai&#8217;nin bacağındaki 90 kiloluk tümör 12 saat süren ameliyatla alındı. Zorlu bir ameliyat geçiren 31 yaşındaki Hai, sağlığına kavuşmak için gün sayıyor.  BBC TürkçeGüncelleme: 11:29 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı İSTANBUL &#8211; VietNamNet internet sitesi, ailesinin Hai&#8217;nin ameliyatı atlattığı haberini alınca sevinç gözyaşlarına boğulduğunu bildirdi. Bu derece büyük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/90-K%C4%B0LOOO.hlarge.jpg" alt="90 kiloluk tümörden kurtuldu" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />90 kiloluk tümörden kurtulduVietnamlı Nguyen Duy Hai&#8217;nin bacağındaki 90 kiloluk tümör 12 saat süren ameliyatla alındı. Zorlu bir ameliyat geçiren 31 yaşındaki Hai, sağlığına kavuşmak için gün sayıyor.    BBC TürkçeGüncelleme: 11:29 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; VietNamNet internet sitesi, ailesinin Hai&#8217;nin ameliyatı atlattığı haberini alınca sevinç gözyaşlarına boğulduğunu bildirdi. </p>
<p class="textBodyBlack">Bu derece büyük bir kitlenin vücuttan ayrılması, dengeleri bozması açısından endişe veriyor ve hayati risk yaratıyordu. Doktorlar, hayatta kalma şansının yüzde 50 olduğunu belirtse de Hai, ameliyattan yana tercih kullandı. </p>
<p class="textBodyBlack">Ameliyat için başta annesi olmak üzere pek çok akrabası, ülkenin orta kesimindeki Da Lat&#8217;tan Ho Şi Min Kenti&#8217;ne gitti. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack"><b><strong>12 KİŞİ 12 SAAT ÇALIŞTI<br /></strong></b>Buradaki Fransa-Vietnam hastanesinde yapılan ameliyatta, 12 kişilik ekibe başkanlık eden Amerikalı doktor McKay McKinnon ücret almazken, hastane masrafları da bağışlarla karşılandı. </p>
<p class="textBodyBlack">Hai&#8217;nin dört yaşından bu yana bacağındaki tümör ile yaşadığı, tümörün yıllar geçtikçe giderek büyüyüp vücut kitlesinden daha büyük bir hal aldığı bildiriliyor. Tümörün kötü huylu olmadığı ve nadir görülen bir genetik bozukluktan kaynaklandığı bildiriliyor. </p>
<p class="textBodyBlack">17 yaşına geldiğinde, tümörün büyümesini önlemesi umuduyla Hai&#8217;nin bacağı diz altından kesilmiş, ancak umulan sonuca ulaşılamamıştı. Tümör son yıllarda Hai&#8217;nin yürümesini, hareket etmesini ve uyumasını önler hale gelmişti. </p>
<p class="textBodyBlack">Hastanenin başhekimi, alınan tümörün tahmin edildiği gibi 90 değil 82 kg ağırlığında olduğunu kaydetti. CNN&#8217;e bilgi veren yetkili, omurga&#8217;dan gelişen tümörün yine büyümesi riski olduğunu ancak bir daha bu boya ulaşmayacağını belirtti. </p>
<p class="textBodyBlack">Doktorlar Hai&#8217;in temel vücut fonksiyonlarının normale dönmesinin 10 gün alacağını tahmin ediyor. </p>
<p class="textBodyBlack">Bunun ardından uzunca bir süre tümörsüz bir hayata alışmak için fiziksel ve psikolojik terapi uygulanacak. </p>
<p class="textBodyBlack">Ameliyatı yapan Dr. McKay McKinnon, daha önce de Romanya&#8217;da bir kadının vücudundan 80 kiloluk bir tümör almıştı. </p>
<p>  var _rsCL,<br />
      _rsCI=&#8221;bbc&#8221;,<br />
      _rsCG=&#8221;0&#8243;,<br />
      _rsDT=1,<br />
      _rsDU=0,<br />
      _rsDO=0,<br />
      _rsX6=0,<br />
      _rsSI=escape(window.location),<br />
      _rsLP=location.protocol.indexOf(&#8216;https&#8217;)&gt;-1?&#8217;https:&#8217;:'http:&#8217;,<br />
      _rsRP=escape(document.referrer),<br />
      _rsND=_rsLP+&#8217;//secure-uk.imrworldwide.com/&#8217;<br />
  if (parseInt(navigator.appVersion)&gt;=4)<br />
  {<br />
    var _rsRD=(new Date()).getTime(),<br />
        _rsSE=1,<br />
        _rsSV=&#8221;",<br />
        _rsSM=0.1<br />
    _rsCL=&#8221;</p>
<p>  else<br />
  {<br />
    _rsCL=&#8221;</p>
<p>  document.write(_rsCL)<br />
  $(function() {<br />
    $(&#8216;#content h1&#8242;).before(&#8216;<br />
  )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/90-kiloluk-tumorden-kurtuldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seydişehirde kuduz karantinası</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/seydisehirde-kuduz-karantinasi.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/seydisehirde-kuduz-karantinasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/seydisehirde-kuduz-karantinasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Seydişehir&#8217;de kuduz karantinası Konya&#8217;nın Seydişehir ilçesine bağlı Dikilitaş köyünde kuduz vakasının tespit edilmesi üzerine köy karantinaya alındı. Köye 6 ay boyunca hayvan girişi ve çıkışı yasaklandı.   AAGüncelleme: 14:11 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı SEYDİŞEHİR &#8211; Dikilitaş köyünde yaban hayvanlarının saldırısına uğrayan iki ineğin kuduz olduğunun bildirilmesi üzerine, hayvanlardan alınan numuneler, Konya Veteriner Kontrol ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/211372_karantina.hlarge.jpg" alt="Seydişehirde kuduz karantinası" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Seydişehir&#8217;de kuduz karantinası Konya&#8217;nın Seydişehir ilçesine bağlı Dikilitaş köyünde kuduz vakasının tespit edilmesi üzerine köy karantinaya alındı. Köye 6 ay boyunca hayvan girişi ve çıkışı yasaklandı.     AAGüncelleme: 14:11 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı</p>
<p class="textBodyBlack">SEYDİŞEHİR &#8211; Dikilitaş köyünde yaban hayvanlarının saldırısına uğrayan iki ineğin kuduz olduğunun bildirilmesi üzerine, hayvanlardan alınan numuneler, Konya Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü&#8217;ne gönderildi. Yapılan inceleme sonucu ineklerin kuduz olduğu belirlendi. </p>
<p class="textBodyBlack">Büyükbaş hayvan sahipleri Mustafa Aksoy (32), Kezban Aksoy (31), Osman Aksoy (6), Rafet Aksoy (4) tedavi edilmek üzere Seydişehir Devlet Hastanesine kaldırıldı. </p>
<p class="textBodyBlack">Seydişehir Gıda, Tarım ve Havyacılık Müdürü Hüseyin Ünlütürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, Dikilitaş köyünde aralık ayı içerisinde de bir köpekte kuduz vakası yaşandığını belirterek, &#8221;Bundan önceki kuduz vakasında hastalığın yayılmaması için kedi ve köpekler üzerinde aşılama çalışması yapmıştık. Şu an köyde bulunan yaklaşık 650 büyükbaş hayvanda da kuduz aşılaması yapacağız. Köy karantinaya alındı. 6 ay boyunca köye hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Büyükbaş hayvanların sahibi ailenin de durumu iyi, gerekli aşılamaları yapılıyor, kontrol altındalar&#8221; dedi. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">Köyde yaşayan vatandaşlar içinde herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını ifade eden Ünlütürk &#8221;Sağlık grup başkanlığı tarafından gerekli çalışmalar başlatıldı. Gerekli önlemler alındı. Şu anda köy halkının sağlığıyla ilgili herhangi bir olumsuz durum söz konusu değil&#8221; diye konuştu. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/seydisehirde-kuduz-karantinasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önlenebilir en önemli ölüm sebebi</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/onlenebilir-en-onemli-olum-sebebi.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/onlenebilir-en-onemli-olum-sebebi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/onlenebilir-en-onemli-olum-sebebi.html</guid>
		<description><![CDATA[Önlenebilir en önemli ölüm sebebiHalk arasında “pıhtı atması” olarak tanımlanan venöz tromboemboli, hastanede yatan hastalarda önlenebilir en önemli ölüm nedenini oluşturuyor.  ntvmsnbcGüncelleme: 17:23 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı İSTANBUL &#8211; Hastanede yatan hastaların, yatışa sebep olan hastalık dışındaki ölüm nedenleri arasında yüzde 10’luk oranla birinci sırada yer alan VTE, yani venöz tromboemboliden korunmanın en etkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/yatanahastata.hlarge.jpg" alt="Önlenebilir en önemli ölüm sebebi" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Önlenebilir en önemli ölüm sebebiHalk arasında “pıhtı atması” olarak tanımlanan venöz tromboemboli, hastanede yatan hastalarda önlenebilir en önemli ölüm nedenini oluşturuyor.    ntvmsnbcGüncelleme: 17:23 TSİ 10 Ocak. 2012 Salı</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; Hastanede yatan hastaların, yatışa sebep olan hastalık dışındaki ölüm nedenleri arasında yüzde 10’luk oranla birinci sırada yer alan VTE, yani venöz tromboemboliden korunmanın en etkin yolu, risk taşıyan hastalarda önleyici tedavi uygulaması. </p>
<p class="textBodyBlack">Dünyada hastaların yatış sürecinde, hastalıkları dışında VTE riski açısından değerlendirilmesi, risk grubunda olan hastalara uygun önleyici tedavinin verilmesi hasta güvenliği hedefi olarak belirlenmiş durumda. Bu konu sağlık hizmetlerinde bir kalite göstergesi olarak da kabul ediliyor. </p>
<p class="textBodyBlack">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez Duman, riskli hastalarda önleyici tedaviye vurgu yaparak hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: “Özellikle ortopedik cerrahi hastalarında emboli riski çok yüksek olduğu için bu hastalarda önleyici tedavi uzun süredir standart olarak uygulanmakta. Hastanede yatarken kaybedilen hastaların ölüm sebeplerini araştıran çalışmalarda cerrahi bilimlerden daha sık oranda dahili bilimler hastalarının VTE’den kaybedildikleri görüldü ve risk değerlendirmesinin önemi vurgulandı.” Uygun VTE önleyici tedavisi yapılmayan hastalarda ortaya çıkan ve öldürücü olabilen akciğer embolisinin en önemli belirtileri nefes darlığı, göğüs ağrısı, balgamda kan, çarpıntı, ateş, ani bayılma, morarma olabiliyor. Bazen de hiç belirti vermeden büyük bir pıhtı koparak, akciğer atardamarını tamamen tıkıyor ve kalp aniden durabiliyor. Bu nedenle emboli tanısı akla geldiğinde, doğrulamak için testler ve görüntülemeler ile zaman kaybetmeden hızla tedaviye başlanması gerekiyor.” </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack"><b><strong>KİMLER RİSK GRUBUNDA?</strong></b><br />• Yaşlılar (40-60 yaş grubu daha az riske sahipken, 60-70 yaş grubunda risk ilk gruba göre iki kat, 75 yaşın üstünde ise beş kata yakın oranlarda artabiliyor). <br />• Obez hastalar.<br />• Uzun anestezi süresi gereken cerrahi geçirmiş hastalar. <br />• Önceden tromboemboli geçiren veya kanda pıhtılaşma eğilimi olanlar.<br />• Hastanede yatan çok ağır enfeksiyon hastaları (akciğer, batın, kemik enfeksiyonu, sepsis).<br />• Ağır astım ve kronik obstrüktif akciğer (KOAH) hastaları.<br />• Yatak istirahati uzayan veya yatağa bağımlı olanlar.<br />• Tüm kanser hastaları.<br />• Yoğun bakım hastaları.<br />• Gebeler.<br />• Doğum kontrol hapı gibi estrojen içerikli ilaçlar kullananlar. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>ANNE ADAYLARINDA EMBOLİ RİSKİ<br /></strong></b>Anne adaylarında değişen hormonal dengeler emboliye yatkınlığı artırıyor. Ayrıca bebeğin artırdığı karın içi basınç, kanın bacak toplardamarlarından kalbe geri dönüşünü yavaşlatıyor. Gebelikte embolinin öldürücü olabildiğini belirten Dr. Duman, “Bu dönemde VTE belirtileri çok net olmayabiliyor. Anne adayları nefes darlığı ve kalp çarpıntısı gibi yakınmaları gebelik nedeniyle yaşadıklarını düşünebiliyor, bu yakınmalar hekimler tarafından da göz ardı edilebiliyor. Gebelikte VTE riski her zaman akılda tutulmalı ve beklenenin dışında nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, ateş gözlenen gebelerin VTE açısından da değerlendirilmesinin ihmal edilmemesi gerekiyor. Gebelikte rutin VTE önleyici tedavi önerilmemekle birlikte eğer anne adayının önceden bilinen, pıhtılaşmaya genetik bir yatkınlığı varsa veya daha önce VTE geçirmişse, gebelik boyunca önleyici tedavi alması öneriliyor” şeklinde konuşuyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/onlenebilir-en-onemli-olum-sebebi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organ ve doku naklinde yeni adımlar</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/organ-ve-doku-naklinde-yeni-adimlar.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/organ-ve-doku-naklinde-yeni-adimlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/organ-ve-doku-naklinde-yeni-adimlar.html</guid>
		<description><![CDATA[Organ ve doku naklinde yeni adımlarYurt dışında uzunca bir süredir yapılan kadavradan kıkırdak, menüsküs ve bağ nakilleri artık Türkiye&#8217;de yapılacak.   AAGüncelleme: 16:57 TSİ 11 Ocak. 2012 Çarşamba ANKARA &#8211; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜ) tarafından, &#8221;Organ ve Doku Naklinde Yeni Adımlar, Kas İskelet Sistemi&#8221; başlıklı toplantı yapıldı. Toplantıya, alanda uzman ortopedi uzmanlarının yanı sıra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/dokuorganann.hmedium.jpg" alt="Organ ve doku naklinde yeni adımlar" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Organ ve doku naklinde yeni adımlarYurt dışında uzunca bir süredir yapılan kadavradan kıkırdak, menüsküs ve bağ nakilleri artık Türkiye&#8217;de yapılacak.     AAGüncelleme: 16:57 TSİ 11 Ocak. 2012 Çarşamba</p>
<p class="textBodyBlack">ANKARA &#8211; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜ) tarafından, &#8221;Organ ve Doku Naklinde Yeni Adımlar, Kas İskelet Sistemi&#8221; başlıklı toplantı yapıldı. Toplantıya, alanda uzman ortopedi uzmanlarının yanı sıra Ankara&#8217;daki özel ve devlet üniversitelerinden organ nakli koordinatörleri katıldı. </p>
<p class="textBodyBlack">Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan &#8221;Doku Bankacılığı&#8221; hakkında kapsamlı bilgi verilen toplantıda, böbrek, karaciğer ve kalp gibi organ bağışı sonrasında yapılan nakillerde artık kıkırdak, menisküs ve bağ gibi kas iskelet sisteminin de eklendiği ifade edildi. </p>
<p class="textBodyBlack">Organ bağışının önemini vurgulanan toplantıda, organ nakli koordinatörlerine kıkırdak nakli ile ilgili geniş bilgi verildi ve hasta yakınları ile yapılacak görüşmelerde bağışçının vefatı durumunda yapılacak operasyonlar sonrasında vücut bütünlüğünün nasıl korunacağı hakkında açıklama yapıldı. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">AÜ Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Binnet, yaptığı konuşmada, erişkin ve adölesan çağdaki kişilerde eklem kıkırdaklarında oluşan yaralanmalar sonrasında iyileşmenin son derece güç olduğunu, bu hastalarda bir süre sonra erken gelişen kireçlenme ile dereceli eklem bozukluğu görüldüğünü söyledi. Yaşam kalitesinin bozulmasına yol açan bu durumun ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açtığını ifade eden Binnet, artık menisküs, bağ ve kıkırdak nakillerinin de organ bağışı yapılması halinde kadavradan yapılabildiğini belirtti </p>
<p class="textBodyBlack">Türkiye&#8217;de bir süre öncesine kadar kadavradan bu dokuların alınmasına yönelik mevzuatın olmadığından, kadavradan kemik, kıkırdak, bağ ve menisküslerin alınamadığını, yurt dışından temin edilmek zorunda kalındığını, bunda da sterilizasyon problemleri ile karşılaşıldığını anlattı. Binnet, şunları kaydetti: </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>DOKU BANKASININ ÖNEMİ</strong></b><br />&#8221;Son yönetmelikten sonra üniversitenin bünyesinde Doku bankası kurulduğunu anımsatarak, &#8221;Halen organlarını bağışlamış kadavralardan alınan kemik, menisküs ve bağlar Doku Bankası&#8217;nda toplanmıştır. Doku Bankacılığı ile kadavralardan elde edilmesinden, hazırlanıp, saklanmasına ve hastaya nakline kadar olan tüm aşamaların AÜ Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan ve ticari olarak kar amacı gütmeyen bir banka ile sağlanmaktadır. Doku bankasında saklanan veya hazırlanan yapılar, biyolojik bir materyaldir ve vücut tarafından tanınır ve ona göre işlem görür. Özellikle kemik dokular, zaman içerisinde yeniden şekillendikçe kişinin kendi kemiği haline gelir. Bağışıklık açısından genellikle büyük bir problem yaratmazlar. Büyük doku kayıplarının tedavisinde idealdirler ve doku miktarı sınırlaması yoktur. Ameliyat süresi ve hastanede kalış süresi daha kısadır. Az da olsa ümmünolojik reaksiyon oluşabilir. Potansiyel hastalık taşınması riski vardır. Hazırlanma ve sterilizasyon aşamalarında emek ve yoğun çalışma gerektirir. Ocak ayı içerisinde bu alanda çeşitli ameliyatlar yapılacak.&#8221; </p>
<p class="textBodyBlack">AÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlker Ökten de sağlık alanındaki ve SUT&#8217;la ilgili gelişmeler sonrasında üniversite hastanelerinde organ nakillerinin hızla azalmaya başladığınız söyledi. Bu alanda üniversitelerin desteklenmesi belirten Ökten, gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/organ-ve-doku-naklinde-yeni-adimlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Botoks tikleri de gideriyor</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/botoks-tikleri-de-gideriyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/botoks-tikleri-de-gideriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/botoks-tikleri-de-gideriyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Botoks &#8216;tik&#8217;leri de gideriyorDaha genç bir görünüm için tercih edilen botoks, başka hastalıklara da çare oldu. Bunlardan biri de yüz başta olmak üzere boyun ve vücudun diğer bölgelerinde farklı nedenlerle ortaya çıkan seğirmeler, yani tikler.  Güncelleme: 11:30 TSİ 11 Ocak. 2012 Çarşamba ANKARA &#8211; Özellikle kadınların daha genç bir görünüm için tercih ettiği botoks, yaşamı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/T%C4%B0KBOTOKS.hlarge.jpg" alt="Botoks tikleri de gideriyor" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Botoks &#8216;tik&#8217;leri de gideriyorDaha genç bir görünüm için tercih edilen botoks, başka hastalıklara da çare oldu. Bunlardan biri de yüz başta olmak üzere boyun ve vücudun diğer bölgelerinde farklı nedenlerle ortaya çıkan seğirmeler, yani tikler.    Güncelleme: 11:30 TSİ 11 Ocak. 2012 Çarşamba</p>
<p class="textBodyBlack">ANKARA &#8211; Özellikle kadınların daha genç bir görünüm için tercih ettiği botoks, yaşamı olumsuz etkileyen hastalıklarda da kullanılıyor. Uzmanlara göre yüz başta olmak üzere boyun ve vücudun diğer bölgelerinde farklı nedenlerle ortaya çıkan seğirmeler, botoksla giderilebiliyor. </p>
<p class="textBodyBlack">Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cenk Akbostancı, yüz ve boyun başta olmak üzere vücuttaki seğirme ve atmalar, diş sıkma ve gıcırdatmanın botoksla tedavisi konusunda bilgiler verdi. </p>
<p class="textBodyBlack">Yüzdeki tik ve seğirmelerin farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini anlatan Akbostancı, &#8221;Bu sorun &#8216;hemifasial spazm&#8217; denilen, beynin arkasındaki atardamarın yüz sinirine baskı yapmasından dolayı görülebileceği gibi, &#8216;blefarospazm&#8217; adı verilen, kronik göz zarı iltihabı ve göz kuruluğu halinde sık göz kırpma ihtiyacı nedeniyle beyin bunu otomatik davranış haline getirebilir&#8221; diye konuştu. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">Yüzdeki tiklerin sebebinin bilinmediğini, ancak genetik nedenlere bağlı ortaya çıkabildiğini anlatan Akbostancı, diş gıcırdatma ve sıkmanın ise kronik diş sağlığı problemlerinden kaynaklanabileceğini belirtti. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>GÖZ KURULUĞUNDA DA KULLANILIYOR</strong></b><br />Nörolojik nedenlerden kaynaklanan sorunlar için mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini vurgulayan Akbostancı, seğirme ve tiklerin nedenlerinin tespit edilmesi için bazı tetkikler önerildiğini belirtti. Akbostancı, tedavide uygulanan yöntemle ilgili şu bilgileri aktardı: </p>
<p class="textBodyBlack">&#8221;Kuru göz probleminde göz damlasıyla sorun çözülmeye çalışılır, takibi bir göz hekimi yapmalıdır. Eğer sorun hala devam ediyorsa botoks önerilebilir. &#8216;Hemifasial spazm&#8217;da da botoks tedavisiyle çok olumlu sonuçlar alınabiliyor. Botoks çok düşük dozda ilaç olarak kullanıldığında istemli hareketlere engel olmazken istem dışı hareketleri ortadan kaldırabiliyor. Zaten estetik amaçlı kullanımı da buna bağlı oluyor. Botoksun etkisi uygulamadan 3 gün sonra ortaya çıkıyor ve etkisi ortalama 3 ay sürüyor. Eğer hasta tedaviden memnunsa bunun 3 ayda bir tekrar edilmesi gerekiyor. Bunun sağlık açısından hiçbir zararı yok.&#8221; </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>SEYİRME SADECE YÜZDE OLMUYOR<br /></strong></b>Seğirme ve kasılmaların sadece yüzde olmadığını, boyun bölgesinde de görülebildiğini belirten Akbostancı, &#8221;Servikal distoni&#8221; denilen hareket bozukluğunda da botoksun son derece etkili olduğunu söyledi. </p>
<p class="textBodyBlack">Mesleki nedenlerden dolayı da el, ağız ve yüz gibi bölgelerde kasılmalar ortaya çıkabildiğini anlatan Akbostancı, &#8221;Örneğin saksafon çalan bir müzisyende ağızda, gitaristlerde elde, daktilograflarda parmaklarda kasılmalar olabiliyor. Bu durumlarda da botoks soruna çare olabiliyor&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>SORUN PSİKOLOJİYİ OLUMSUZ ETKİLİYOR<br /></strong></b>Prof. Dr. Akbostancı, tik ve seğirme gibi sorunların hastaların psikolojisini olumsuz etkilediğini, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı&#8217;nda yapılan bir araştırmaya göre, yüzde kasılması olanlarda mahcubiyet, kendini kötü hissetme gibi rahatsız edici problemler görüldüğünü belirterek, botoks tedavisiyle bu tür psikolojik problemlerin de ortadan kalktığını sözlerine ekledi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/botoks-tikleri-de-gideriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obezite, böbrek yetmezliğini tetikliyor</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/obezite-bobrek-yetmezligini-tetikliyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/obezite-bobrek-yetmezligini-tetikliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/obezite-bobrek-yetmezligini-tetikliyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Obezite, böbrek yetmezliğini tetikliyor“Önlenebilir sağlık sorunları” içinde sigaradan sonra ikinci sırada bulunan obezite, böbrek hastalığı riskini normal ağırlığa sahip bireylere göre yüzde 40 ila 80 oranında artırıyor.   ntvmsnbcGüncelleme: 14:21 TSİ 12 Ocak. 2012 Perşembe İSTANBUL &#8211; Çevresel ve genetik faktörlere bağlı olarak gelişen obezite ve beraberinde yarattığı metabolik sendrom, kronik böbrek hastalığının gelişimi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/MEZURRRRRRRRR.hmedium.jpg" alt="Obezite, böbrek yetmezliğini tetikliyor" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Obezite, böbrek yetmezliğini tetikliyor“Önlenebilir sağlık sorunları” içinde sigaradan sonra ikinci sırada bulunan obezite, böbrek hastalığı riskini normal ağırlığa sahip bireylere göre yüzde 40 ila 80 oranında artırıyor.     ntvmsnbcGüncelleme: 14:21 TSİ 12 Ocak. 2012 Perşembe</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; Çevresel ve genetik faktörlere bağlı olarak gelişen obezite ve beraberinde yarattığı metabolik sendrom, kronik böbrek hastalığının gelişimi ve ilerlemesinde önemli bir risk faktörü olarak kabul ediliyor. Obezite Prevalans Çalışması’nın sonuçlarına göre Türkiye’de yetişkinlerde obezite oranı, yüzde 22.3. </p>
<p class="textBodyBlack">Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, obezitenin tedavisiyle birçok hastalığın önlenebileceğini söylüyor. </p>
<p class="textBodyBlack">Atasoyu, fazla kilosu olanlarda böbrek hastalığı gelişme riskinin normal vücut ağırlığına sahip bireylere göre yüzde 40 ila 80 oranında fazla olduğunu belirterek, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: “Obezite böbrek yetmezliğine yol açtığı gibi, böbrek hastalarında da hastalığın seyrini olumsuz etkiliyor. Diyaliz veya böbrek nakli tedavilerinin gerekli olduğu ‘Son Dönem Böbrek Hastalığı’nın en yaygın iki nedeni olan Tip 2 diyabet ve hipertansiyon ile çok yakından ilişkili olması riski artırıyor. Obezite gerek diyabet ve hipertansiyona neden olarak, gerekse metabolik sendrom olarak adlandırılan açlık kan şekeri ile kan yağlarında yükselme ve hipertansiyonla tanımlanan bir klinik tablo içinde yer alarak, böbrekleri olumsuz etkiliyor.” </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack"><b><strong>TANSİYONU YÜKSELTİYOR, BÖBREKLERİ VURUYOR<br /></strong></b>Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması verilerine göre ise vücut kitle indeksi  30 kg/m2 ve üstünde olan bireylerin yüzde 60’ında hipertansiyon görülüyor.</p>
<p class="textBodyBlack">Doç. Dr. Atasoyu, obezitenin kan basıncına etkisini ise şöyle açıklıyor: “Genetik yatkınlığın rolü olmasıyla birlikte, asıl etken vücutta artan yağ dokusudur. Yağ dokusu, kan basıncının yükselmesine neden olan birtakım hormonal etkiler oluşturarak böbreklerde su ve tuz tutulumunun artmasına ve atardamarlarda spazm oluşturarak, çaplarının daralmasına yol açıyor. Böylece hipertansiyon gelişiyor. Tüm bunlardan korunmak için obezitenin tedavisi şart.” </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>CERRAHİ TEDAVİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİYOR?</strong></b><br />Obezitenin önlenmesi ve tedavisinde ise öncelikle diyetle alınan kalorinin azaltılması ve düzenli egzersiz (tempolu yürüyüş, hafif tempolu koşu, bisiklet veya yüzme gibi) yapılması çok önemli. Düşük kalorili beslenme programı ve düzenli egzersizlere rağmen yeteri kadar zayıflayamayan obezite hastalarına cerrahi tedaviler uygulanabiliyor. Tedavi seçenekleri arasında yer alan cerrahi, doğru hastaya doğru yöntemle uygulandığı zaman başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/obezite-bobrek-yetmezligini-tetikliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parkinson yaşlanmayı beklemiyor!</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/parkinson-yaslanmayi-beklemiyor.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/parkinson-yaslanmayi-beklemiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/parkinson-yaslanmayi-beklemiyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Parkinson yaşlanmayı beklemiyor!‘Yaşlılık hastalığı’ olarak bilinen Parkinson, genç ergenlerde ve çocuklarda da görülebilir.  ntvmsnbcGüncelleme: 09:31 TSİ 13 Ocak. 2012 Cuma İSTANBUL &#8211; Halk arasında ‘titreme’ veya ‘yaşlılık hastalığı’ olarak bilinen Parkinson, genç yaşlarda da görülebilir. Parkinson hastalığı beyinde “substansiya nigra” denilen bir alanda yer alan ve dopamin üreten nöronların kaybedilmesi sonucu bu maddenin azalmasıyla gelişen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/parkinsonononn.hlarge.jpg" alt="Parkinson yaşlanmayı beklemiyor!" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Parkinson yaşlanmayı beklemiyor!‘Yaşlılık hastalığı’ olarak bilinen Parkinson, genç ergenlerde ve çocuklarda da görülebilir.    ntvmsnbcGüncelleme: 09:31 TSİ 13 Ocak. 2012 Cuma</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; Halk arasında ‘titreme’ veya ‘yaşlılık hastalığı’ olarak bilinen Parkinson, genç yaşlarda da görülebilir. </p>
<p class="textBodyBlack">Parkinson hastalığı beyinde “substansiya nigra” denilen bir alanda yer alan ve dopamin üreten nöronların kaybedilmesi sonucu bu maddenin azalmasıyla gelişen bir hastalık. Beyin bu hücrelerin yüzde 50-80’ini kaybettiğinde hastalık bulguları ortaya çıkar. Parkinson toplumda binde 2-3 oranında görülür, ancak bu oran 70 yaş üzerine çıkıldığında yüzde 0.5-2 arasına ulaşır. </p>
<p class="textBodyBlack">Hastalıkta ortalama tanı konma yaşının 65 civarında olduğunu, bir kişiye 40 yaşından önce Parkinson tanısı konulursa &#8216;Genç Yaşta Görülen Parkinson Hastalığı&#8217; (GYGPH) olarak tanımlandığını belirten Beyin Cerrahisi Uzmanı Dr. Ali Zırh, hastalığın zannedildiği gibi sadece yaşlılarda ortaya çıkmadığını söyledi. Genç yaşta görülen Parkinsonda genetiğin rol oynadığını söyleyen ve Sağlık Yaşam dergisine konuşan Dr. Zırh, hastalığın erken dönemdeki seyri hakkında şu bilgileri verdi: </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">“GYGPH olgularının yüzde 50’ye yakınında, GYGPH olgularına neden olabildiği bilinen LRRK-2 geni ve Parkin 9 geni başta olmak üzere bazı genlerin varlığı gösterilmiş. Çok erken yaşlarda (20 yaş altında) başlayan gruba ‘Juvenil Parkinson’ diyoruz. Çok nadir olgularda, Parkinson benzeri bulgular çocuklarda ve genç adölesanlarda da görülebilir. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>TÜRKİYE’DE GENÇLERDE NE KADAR GÖRÜLÜYOR?<br /></strong></b>Yurt dışında yapılan çalışmalar Parkinson tanısı alan kişilerin yüzde 10-20’sinin 50 yaş altında olduğunu, bunların da yarısının 40 yaş altında tanı aldığını göstermekte. Ancak yurdumuzda bu oranları ortaya koyabilecek yayımlanmış bir çalışma henüz yok. Gene Avrupa’da yapılmış bir çalışmada 40 yaş altındaki bulguların yüzde 50’sinde, 20 yaş altındaki olguların yüzde 80’inde genetik mutasyon varlığı gösterilmiş. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>NASIL BELİRTİLER VERİYOR?<br /></strong></b>Hareketlerde yavaşlama, yüz mimiklerinde donuklaşma ve “maske yüz” diye ifade edilen görünüm, vücudun bir yanında istirahat halinde ortaya çıkan “para sayar” tarzda titreme, küçük adımlarla ve öne eğik yürüme ilk göze çarpan belirtiler. Titreme genellikle ilk bulgu olarak ortaya çıkmakta el ve ayakta, bazen de çenede olabiliyor. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ<br /></strong></b>Erken veya geç yaşta ortaya çıkan Parkinsonda hasta ne kadar erken tedaviye başlarsa, yaşam kalitesi de o oranda artıyor. Ancak genelde Parkinson ileri yaş hastalığı olarak bilindiğinden, genç hastalarda tanı gecikebiliyor. Bu da tedavi başarısını olumsuz etkiliyor.</p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>İLAÇ YETERSİZSE BEYİN PİLİ<br /></strong></b>Bu hastalarda esas eksik madde olan dopaminin tedaviye mümkün olduğunca geç dahil edilmesinin daha uygun olacağıdır. Bu yüzden öncelikle hastanın bulguları daha az hissetmesini sağlayacak semptomatik ve dopamimetik ilaçların başlanması gerekir. Ancak bu ilaçların yeterince etki etmediği durumlarda dopamin tedavisine başlanmalıdır.  </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>ÇATALINI BİLE TUTAMAYAN HASTAYA PİL TEDAVİSİ<br /></strong></b>Kaliteli yaşam düzeyini kazanmak ve korumak için eğer hasta yüksek doz ilaç tedavisine ihtiyaç duyuyor ve yaşı da çok genç ise beyin pili tedavisinin de erken dönemde göz önünde bulundurulması gerekebilir. Beyin pilleri başta Parkinson olmak üzere, pek çok hareket bozukluğunun cerrahi tedavisinde son yıllarda giderek yaygın olarak kullanılan elektronik cihazlardır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen ve şiddetli titreme nöbetleri geçiren Parkinson hastalarında, beyin pili başarılı sonuçlar veriyor. Çatalını bile tutamayan, iğneye ipliği geçiremeyen hastalar ameliyat masasından kalkar kalkmaz titremeleri geçiyor. </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>KONUŞA KONUŞA AMELİYAT<br /></strong></b>Parkinson tedavisinde önemli bir alternatif olan beyin pili, tıpkı kalp pili gibi yerleştiriliyor. Beynin içinde tespit edilen sorunlu bölgelere iki tane elektrot yerleştiriyoruz. Göğüste cilt altına kalp pili gibi bir pil yerleştiriliyor ve cilt altından geçirilen uzatma bağlantılarıyla elektrotlar pile bağlanıyor. Daha sonra bilgisayar aracılığıyla hastaya iyi gelecek frekansları ve uyarı parametrelerini ayarlıyoruz. Ameliyatın büyük bir kısmında hasta uyanık oluyor ve bizimle konuşuyor. Ameliyatta hastalar doktorla sohbet ediyor, maç kritikleri yapıyor. Bu yöntemde amacımız hastalıktan sorumlu hücreleri ve etrafındaki anatomik oluşumların yerini bulmak. Bunun için de ameliyatı, hastayı uyanık tutarak, konuşa konuşa yapıyoruz. Çünkü bu sayede hastanın tepkilerini ölçerek sorunlu bölgeye ulaşmamız daha kolay oluyor.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/parkinson-yaslanmayi-beklemiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir tanesi bile yeter!</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/bir-tanesi-bile-yeter.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/bir-tanesi-bile-yeter.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/bir-tanesi-bile-yeter.html</guid>
		<description><![CDATA[Ağrı kesici kanamalı ülser nedeniGastroenteroloji uzmanı Prof. Murat Saruç, ağrı kesici kullanımının ülsere neden olduğunu belirterek, bazen sadece bir tane ağrı kesicinin bile derin, kanamalı ülsere yol açabileceğini söyledi.   AAGüncelleme: 09:31 TSİ 16 Ocak. 2012 Pazartesi İSTANBUL &#8211; Gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, sindirim sisteminde mide asidine maruz kalan midede ve onikiparmak bağırsağında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/ilacuzun.widec.jpg" alt="Bir tanesi bile yeter!" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Ağrı kesici kanamalı ülser nedeniGastroenteroloji uzmanı Prof. Murat Saruç, ağrı kesici kullanımının ülsere neden olduğunu belirterek, bazen sadece bir tane ağrı kesicinin bile derin, kanamalı ülsere yol açabileceğini söyledi.     AAGüncelleme: 09:31 TSİ 16 Ocak. 2012 Pazartesi</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; Gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, sindirim sisteminde mide asidine maruz kalan midede ve onikiparmak bağırsağında görülen derin ve ağrılı yaralara ülser denildiğini belirterek, ülser yaraları nedeniyle karnın üst kısmında ağrı, yanma, dolgunluk, bulantı, kusma, hazımsızlık yakınmalarının ortaya çıktığını anlattı. </p>
<p class="textBodyBlack">Daha çok çocukluk yaşında bulaşan bakterinin yetişkinler arasında bulaşmasının oldukça zor olduğunun düşünüldüğünü kaydeden Saruç, çok derin ülserlerin mide delinmesi, kanaması ve midenin çıkışının tıkanmasına yol açabildiğini, bu durumların da daha ciddi problemlerin, bazen yaşamsal tehlikelerin oluşmasına neden olabildiğini söyledi. </p>
<p class="textBodyBlack">Ülsere &#8221;helikobakter pilori&#8221; denilen bir bakterinin neden olduğunu, bu bakterinin, çevre temizliği yeterli olmayan ülkelerde daha sık görülürken, gelişmiş ülkelerde daha az gözlendiğini vurgulayan Saruç, &#8221;Bakteri tarafından ortaya çıktığının bulunması sonrası ülserin kalıcı tedavisi sağlanmış oldu, artık mide ülseri, ilaçla kalıcı olarak tedavi edilebilmektedir. Ülser tedavisinde artık ameliyat gerekmemektedir. Mide ülserinin nedeninin bir bakteri olduğunu bulan Avustralyalı bilim insanları, 2005 yılında Nobel Tıp ödülü almıştır&#8221; dedi. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack">Prof. Dr. Saruç, ağrı kesici kullanımının da ülsere neden olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi: &#8221;İlginç olarak halk arasında çok bilinmeyen bu durum gerçekte çok sık gözlenir. Bazen sadece bir tane ağrı kesici almakla bile derin, kanamalı ülserler ortaya çıkabilir. Bazı kemik erime tedavi ilaçları da ülsere neden olabilir. Psikolojik stresler, mide ülserine neden olamaz, ancak ağır hastalıkla yoğun bakım ünitesinde yatmak, şok, ciddi yanıklar, kafa yaralanmaları, büyük ameliyatlar gibi fiziksel-biyolojik stresler ülsere neden olabilir. Tabii ki sigara ve alkol her zaman mideye zarar veren maddelerin başında sayılmalıdır.&#8221; </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI YÜZDE 20<br /></strong></b>Prof. Dr. Murat Saruç, ülserin sık görülen bir hastalık olduğunu, insanların büyük bir bölümünün yaşamlarının bir döneminde ülser hastalığı ile karşılaştığını ifade ederek, Türkiye&#8217;de insanların yüzde 20&#8242;si, Batı Avrupa ve ABD&#8217;de ise yaklaşık yüzde 10&#8242;unun ülser hastalığı geçirdiğini bildirdi. </p>
<p class="textBodyBlack">&#8221;Helikobakter pilori&#8221; görülme sıklığı fazla olan ülkelerde ülser görülme sıklığının da arttığını belirten Saruç, &#8221;Ülkeler arasındaki ülser görülme farklılığının bir başka nedeni de yaşlı nüfusun oranı ve ağrı kesici ilaçların kullanılma sıklığıdır&#8221; dedi. Prof. Dr. Saruç, ülser olmamak için neler yapılması gerektiğini şöyle anlattı: </p>
<p class="textBodyBlack">&#8221;Ülser hastalığının en sık nedeni helikobakter pilori bakterisidir. Bu nedenle çevre temizliğinin sağlanması önemlidir. Ağrı kesicilerin bilinçli kullanılması da ülser görülme sıklığını azaltır. Mide ülseri öyküsü olan ya da ağrı kesici kullanılması gereken hastalara mide asit durdurucu (proton pompa inhibitörü) ilaçlar verilmesi, ülser oluşumunu azaltır. Ülser oluşumunun beslenmeyle direkt ilişkisi gösterilememiştir. Yani yediğimiz herhangi bir şeye bağlı ülser gelişmeyeceği gibi, yediğimiz şifalı bir yiyecek ile de ülser iyileşmesi söz konusu olmayacaktır. Psikolojik stresler, günlük yaşamdaki stresler de ülser oluşumunda etkili değildir. Sıkıldığımızda mide asitinde artma olması ve midemizde yanma hissetmemiz, ülser oluşmadan ortaya çıkmaktadır. Fiziksel-biyolojik stresler, radyasyon, büyük ameliyatlar, yanıklar, kafa travmaları ülsere neden olabilir. Hastanelerde tedavi altındaki hastalarda buna karşı alınan önlemler ülser oluşumunu azaltabilir. Ülser olmamak için sigara, alkol gibi zararlı maddelerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.&#8221; </p>
<p class="textBodyBlack"><b><strong>ÜLSERİ OLANLAR DAHA FAZLA DİKKAT ETMELİ</strong></b><br />Mide ülserlerinin iyileşip iyileşmediğinin kontrol edilmesinin önemine işaret eden Saruç, iyileşemeyen ülser söz konusu ise erken bir kanserin atlanmadığından emin olmak gerektiğini söyledi. Mehmet Saruç, son yıllarda ülser gelişiminde beslenmenin öneminin azaldığına dikkati çekerek, &#8221;Neredeyse hiçbir yiyecek, ülser gelişimine neden olmamaktadır. Ancak ülseri var olan kişilerde şikayetin artmasında acılı, baharatlı yiyeceklerin payı olabilir&#8221; dedi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/bir-tanesi-bile-yeter.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek hastası kedi ve köpeklere diyaliz</title>
		<link>http://www.kadinsal.net/bobrek-hastasi-kedi-ve-kopeklere-diyaliz.html</link>
		<comments>http://www.kadinsal.net/bobrek-hastasi-kedi-ve-kopeklere-diyaliz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Leyla</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsal.net/bobrek-hastasi-kedi-ve-kopeklere-diyaliz.html</guid>
		<description><![CDATA[Böbrek hastası kedi ve köpeklere diyalizİstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde, böbrek yetersizliği görülen kedi ve köpekler için &#8221;periton diyaliz&#8221; uygulaması başlatıldı.  AAGüncelleme: 11:42 TSİ 16 Ocak. 2012 Pazartesi İSTANBUL &#8211; İÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz, böbrek hastalıklarına kedi ve köpeklerde sıklıkla rastlanıldığını, bu konuyla ilgili çalışmalar yaptıklarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kadinsal.net/wp-content/uploads/kedi-kopek_8268_1.hlarge.jpg" alt="Böbrek hastası kedi ve köpeklere diyaliz" width="300" height="280" /></p>
<p></a><br />Böbrek hastası kedi ve köpeklere diyalizİstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde, böbrek yetersizliği görülen kedi ve köpekler için &#8221;periton diyaliz&#8221; uygulaması başlatıldı.    AAGüncelleme: 11:42 TSİ 16 Ocak. 2012 Pazartesi</p>
<p class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; İÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz, böbrek hastalıklarına kedi ve köpeklerde sıklıkla rastlanıldığını, bu konuyla ilgili çalışmalar yaptıklarını belirtti. </p>
<p class="textBodyBlack">Hemodiyaliz konusunda New York&#8217;ta bir sertifika programına katıldığını, ayrıca 21 yıldır kedi ve köpeklerde üriner sistem hastalıkları konusunda çalıştığını bildiren Kaymaz, &#8221;Bunların dışında idrar kesesi taşları, idrar yolu tıkanıkları, kalıtsal hastalıklar, bakteriyel ve viral hastalıklar gibi pek çok nedenle kedi ve köpeklerde böbrek hastalıkları gelişebilmektedir. Ülkemizde genellikle hastaların veteriner hekime geç götürülmeleri, aslında kolay bir şeklide tedavi edebilecek böbrek hastası olmayan vakaları dahi zor duruma sokabilmektedir&#8221; dedi. </p>
<p class="textBodyBlack">Avrupa ve Amerika&#8217;da böbrek rahatsızlığı bulunan kedi ve köpeklerde &#8221;peritoneal diyaliz&#8221; işleminin kullanıldığını belirten Kaymaz, &#8221;Ancak ülkemizde bir iki deneysel çalışma yapılmasına rağmen bu yöntem ilk defa rutin olarak fakültemizde uygulanmaktadır. Daha önce sadece damar yolu açılarak hastaya farklı özelliklerde yoğun bir sıvı tedavisi yapılıyordu. Bu da kısa sürede kanın sulanmasına ve hastanın güçten kesilmesine yol açıyordu. Bu işlem sayesinde, hastadaki sıvı kaybı daha kısa sürede yerine konabilmekte ve hasta normal yaşantısını sürdürebilmektedir&#8221; diye konuştu. </p>
<p> \n\n\n
<p class="textBodyBlack"><b><strong>4 KİLO ALTINDAKİ KEDİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR PROJE<br /></strong></b>&#8221;Peritoneal diyaliz&#8221; işleminin basit olarak şeker içeren ve &#8221;diyalizat&#8221; adı verilen bir sıvının karın içine verilmesi ve daha sonra da bu sıvının dışarı alınması olduğunu anlatan Kaymaz, şunları söyledi: </p>
<p class="textBodyBlack">&#8221;Bu işlemi şu anda kedi ve köpeklerde rutin olarak uygulamaktayız. Merkezimizde kedi ve köpeklerde sık olarak görülen böbrek yetersizlikleri, özellikle erken dönemde bulunan hastalara yerleştirilen bir katater yardımı ile yapılan periton diyalizi uygulamalarıyla başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bu yöntemle kısa sürede hastanın genel durumunun düzelmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması sağlanabilmektedir. Bu da bir diyaliz sistemi. Erken dönemde işe yarayan ve erken dönemdeki zehirlenmelerde kullanılan bir diyaliz yöntemi. Hemodiyalizin daha basit ve daha az aleti olan şekli. Zaten hayvanda da insanda kullanılan malzemeler kullanılıyor. Erken dönemdeki böbrek hastalıkları için bir umut. Kedi ve köpeklerde kullanılıyor. Hemodiyaliz çok pahalı bir işlem. Hem her seansı çok pahalı bir sistem, hem de hemodiyaliz örneğin 4 kilogramın altındaki kedilerde yapılamıyor. Kedi ve köpekler için hayat kurtaran bir yöntem. Bu işlem sadece 4 kilogram altındaki kedilerde yapılabiliyor. Bu işlem, hayvanın hem genel durumunu düzelmesi, hem de yaşam süresinin uzamasını sağlıyor.&#8221; </p>
<p class="textBodyBlack">Tedavi sürecinin hastanın kandaki zararlı maddelerden arınması dikkate alınarak yaklaşık olarak 1 ile 3 hafta arasında değiştiğini vurgulayan Kaymaz, hastanın bu süre zarfında diyaliz odasında özel bir kafes içinde kaldığını, uygulanan işlem aralıkları sık olduğundan ekibin 24 saat süreyle hastanın başında beklediğini belirtti. </p>
<p class="textBodyBlack">Diyaliz işlemi uygulanan hastalarda, böbrek yetersizliğine bağlı olarak kusma, iştahsızlık ve ısının düşmesi gibi birçok belirtinin görülebildiğini aktaran Kaymaz, &#8221;Diyaliz yapılan bu hastalarda verilen ve alınan tüm sıvı miktarları, yenen yemek miktarı, yapılan idrar ve dışkı miktarları ölçülmekte ve kaydedilmektedir. Hastanın düzenli olarak diyet yemeklerle beslenmesi ve özellikle idrar çıkışının olması sağlanmaktadır. Barınma kafeslerimiz büyük olduğundan hasta bu alan içinde rahatlıkla günlük aktivitesini yapabilmektedir&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p class="textBodyBlack">Kaymaz, bu ay içinde TÜBİTAK&#8217;a bu konuyla ilgili bir proje sunacaklarını, projenin kabul edilmesi durumunda yaptıkları çalışmaları genişletmeyi düşündüklerini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsal.net/bobrek-hastasi-kedi-ve-kopeklere-diyaliz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

