

Bugün sizi biriyle tanıştıracağım. Onu ilk defa saç keserken gördüm. Etrafına resmen enerji saçıyordu. Hopluyor, zıplıyor ve işini yapıyor. Saçını kestiği kişi kesim bitip de aynaya baktığında çok farklı birini görüyordu. Hatta bunlardan biri benim arkadaşlarımdan biri. Lilyana Mesut… “Saçımı boyatacağım, şöyle Özge Ulusoy’un saç rengine benzesin. Stil danışmanına ihtiyacım var” dedi. Ben de o enerjik adamın yanına götürdüm. “Ben boyamam bu saçı” dedi ve ekledi “Sen şuraya otur, bak sana neler yapacağım…” Lilyana koltuğa oturdu ve kalktığında aynaya baktı, kendisini tanıyamadı ve boyadan vazgeçti. Yanlış anlamayın, kötü değil çok farklı bir kesimdi… Bir saç kesiminin insanın yüz ifadesini bu kadar değiştirebileceğini tahmin etmediğimizden bize çok farklı geldi… Gerek verdiği hayat dersleri, gerek yetiştirdiği kuaför ordusuyla o bir “Şövalye” ama kendisine göre öyle değil… Onu tasarımcı kuaför olarak tanımlıyoruz… Orhan Bademli… 1951 yılında İzmir’de doğdu. Arzu Kaprol, Yıldırım Mayruk gibi önemli modacıların defilelerinde saçları konuşturduğunu, Ajda Pekkan, Bülent Ersoy ve onlar gibi yerli – yabancı pek çok ünlüyle çalıştığını biliyoruz… Cemiyet hayatındaki hanımların da vazgeçilmezlerinden… Ama gelin şimdi farklı bir biçimde tanıyalım. Bademli’ye saç kesimi nasıl olmalıdır, kadınlarla uğraşmanın zor olup olmadığını, defileleri, ünlüleri, trendleri, saç modalarını sorduk…
Bu enerji nereden geliyor? Hem siz enerjinizi diğer kişilere de veriyorsunuz. Nasıl oluyor bu?
Hayat her gün size bir gün veriyor. Eğer buna saygılıysanız o günü bütün bedeninize oturtabilirsiniz. Eğer kendinize, çevrenize saygınız yoksa devamlı, “Hastayım“, “Başım ağrıyor” der, medet umarsın. Oradaki insanların enerjileri de üzerinize biner. O zaman o günün tamamı acı olarak geri döner. Kendinize saygınız olmalı, neye inanıyorsanız onun arkasında olmalısınız. Gayrete, acı çekmeyi öğrenmeye, acı çekerken bundan zevk almayı, her acının sonunun size neşeli biçimde geleceğini bilmelisiniz. Acı çekmeden yaşarsınız, zevk almayı bilmezsiniz. Benim enerjim de bu şekilde oluyor. “Sizin için ne yapabilirim?” demek güzeldir. Kendinize bir çizgi yaratmalısınız. Benim yaptıklarım senin hayatında değişiklik yapıyorsam, ben hayatımda güzel birşeyler yapıyorum, işimi doğru yapıyorum demektir.
Bu kadar kadınla uğraşmak zor olmuyor mu?
Hayır. Her objenin kendi içinde yazılımı var. Her seferinde birşey keşfediyorsunuz. Siz Allah katında mükemmel birisiniz. Ben bunun yüzde 10′unu mu, 20′sini mi görüyorum? Sizin aldığınız gıda şekli, aile terbiyeniz, iş yeriniz sizin profilinizi çıkarıyor. Siz zannediyorsunuz ki bu profilleri ben çıkarıyorum. Kesinlikle hayır. O nedenle kadınlarla uğraşmak zor değil. Herkesi çözüyorum. Siz de eve gidiyorsunuz, anne ya da babanızın karakterini çözüyorsunuz. Bunun gibi. Bunun da taşıma şekli vardır. Çok güzel saç kesersiniz iyi taşımaz, çok güzel saç kesersiniz Allah’ına kadar taşır. Herkese göre ayrı saç… Herkes herkesi dinlemeli. Dinliyoruz ki bu işi yapabiliyoruz. Hissetmeniz, dokunmanız, yaşadığımızı anlamamız gerekir. Karşı tarafı anlamazsanız onu anlayabileceğiniz formüller yaratmalısınız. Yakışan saç diyoruz değil mi? Saçın cinsiyle kesim birbirine yakışmalı. O saçın cinsi, o saçın modelini iyi göstermeli. O kadın o saçı çok istemeli. O kadın, o saçı iyi taşımalı, kuaför de çok iyi kesmeli. Bu unsurlar varsa o saça “Kötü” demek olasılığı yoktur.
Evlilik de böyle. İkiniz de kayak sevmelisiniz, ikiniz de tavla sevmelisiniz. O zaman o renk, o kişiyle yakışır. İstediğiniz biri olmalı, adamı da iyi taşımalısınız, tekniğiniz iyi olmalı. Bunlar iyi olursa evlilik kötü olmaz. Herşey böyle olmalı. Saçta da evlilikte de herşey uyumdur. Ben sabahtan akşama kadar saç kesiyorum, seninle konuşuyorum.
Denklemi çözmüşsünüz artık…
Sen de baktığında görürsün… İyi bakmak gerekir sadece…
Hizmet sektöründe ne yapılmalı?
Ben 1964′te bu işe başladım. O gün bugündür dünyada görebileceğiniz en
mutlu adamım. Ben çok iyi bir anne tarafından yetiştirildim. Bizim evimizde elektrik, su yoktu. Camiden su getirirdik. Gaz lambasıyla kuaför salonunun havlularını yıkardı annem. Alüminyum tencereler yeni çıkmaya başlamıştı. Annem havlularımı yıkardı. Yıkayamadığında patronum fırça atardı. Havluyu gazetelere sarardık. Havluya yazılar geçerdi. Ben o havluları öyle getirdiğim için dayak yerdim, çünkü havluları gazeteye sarardık, izi çıkardı. Bunları yaşarsanız, bu işin hakkını verirsiniz, o saçlardan keyif alırsınız. Bana bir görev verildi, ben de bunu yapabildim. Çok şükür böyle birşey oldu. Hayal edemeyeceğiniz şeyler yaptık. Her hafta 60- 70 havlu yıkanıyor, yağmur yağıyor, Boşnak sobalarında kurutuluyor bir de üzerine dayak yiyorsunuz. Annemin başında eşarp, evde iki tane de engelli var. Gecekondudayız. O kadının mücadelesini görüp sırtını dönerseniz, Allah da size sırtınızı döner. O yüzden keyifle çalışıyorum. Bazen kendimi kocaman bir sövalye gibi hissediyorum, kadın gibi ağlamanın gereği yok. Şikayet etmenin anlamı yok, belki Allah sınıyor kardeşim. Yapılacakları sıralıyorum, yapıyorum.
Bu zamana kadar neler yaptınız?
Eurovision’u taradım. Yıldırım Mayruk, Arzu Kaprol gibi modacılarla çalıştım, çalışıyorum. Başı sıkışan bana gelir, “Bu işi temizle” der. Peşini bırakmam, saldırırım. Eurovision’dan 20 bin Euro aldım. “Para vermem” dediler. Eğildim kulaklarına, “Vereceksin” dedim. İki söz söyledim ve verdi. Hikayenin sonunu daha iyi anlaman lazım. İş yapan insanlara sonucu söylerseniz o işi bitirmeniz için size ihtiyaçları olur.
O. B.: Müşterilerin en çok neye ihtiyacı var sizin için?
Moral bulmak, iyi hissetmek için. Ben moral buluyorsam, kuaför bana ilgi göstermişse benim için işlem tamamdır. Mutlu ayrılayım o salonlardan. Bırakayım kendimi, saçım yapılsın isterim. Kuaförüm benden daha iyi bilir bence…. Uygun fiyat, güler yüz olmalı, kaliteli iş olmalı, iyi hizmet olmalı, hijyen de olmalı. Beni tanımalı kuaför. Güvenmeliyim kuaföre. Dürüst olmalı, ben “bu saçı istiyorum” dediğinde yakışmayacaksa, “Yakışmaz” demeli. Eleştirmeli…
OB: Kuaföre gelme amacınız nedir?
Kuaför salonları saç yaptırmak içindir. Hijyen dediniz, güven dediniz… Kuaförde saç yapılır. Kimse saç istemiyor. İlgi istiyorsunuz, bilgi istiyorsunuz. Arkadaş ben kuaföre saçımı yapsın diye gidiyorum.
SAÇ MODELİ NASIL BELİRLENİR?

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!